Sana gül diyorlar ey Rasul!
Gül gibi narin olduğunu söylüyorlar
Haklılar
ama çelik gibi iradenden bahsetmiyorlar
Seni övdüklerini sananlar
Senden habersiz yaşıyorlar
Zilleti sabır, korkaklığı metanet, kıyamı terör zannediyorlar
Sana gül diyorlar ey Rasul!
Gül gibi zarif olduğunu söylüyorlar
Haklılar
ama kılıç tutan ellerinden bahsetmiyorlar
Seni anlattıklarını söyleyenler
Seni göklere çıkarıp aramıza karışmanı istemiyorlar
Getirdiğin ayetlerin damarlarımızda kan gibi dolaşması gerektiğini
bir türlü kabul edemiyorlar
Sana gül diyorlar ey Rasul
Gül gibi güzel olduğunu söylüyorlar
Haklılar
ama küfrün, şirkin belini nasıl kırdığından bahsetmiyorlar
Adın anıldığı anda kalbini tutanlar
ne gariptir ki, katledilen masum çocukların acısından
bir yol bulup sana ulaşamıyorlar
Sana gül diyorlar ey Rasul
Gül gibi tertemiz olduğunu söylüyorlar
Haklılar
Oysa güller ağlıyor ey Nebi!
Bunca feryat, figan, çığlık, ahüvah
Yeryüzü romantik olamayacak kadar sıcak
Adına yazılan şiirler, edebi metinler
etkinlikler, anlatılar ve tüm organizeler
bir türlü seni hatırlatmaya yetmiyor
Davanı, mücadeleni, ortaya koymuyor
Tavizsiz duruşun ey Nebi!
Sevgin, merhametin, öfken, adaletin ve cihadın
hayatımızda yerini bulmuyor
Sefih adamların korkak ağızlarında cümlelerin geveleniyor
Yalan yanlış çıkarsamalar
bin türlü yanlış aktarımlar
yazık ki, kare kare şeref timsali olan hayatının
örnek alınmaması için sayıklanıp söyleniyorlar
Sana gül diyorlar ey Nebi!
Gül gibi pak olduğunu söylüyorlar
Haklılar
ama koca koca adamlar utanmıyor, sıkılmıyor
senin yoksul hayatını kırpa kırpa anlatıp zengin oluyorlar
Müminler horlanıyor
Çocuklar, kadınlar tecavüze uğruyor
Allah için can verenler küçümseniyor
Namusunu, izzetini, vatanını savunanlar hain ilan ediliyor
Kafirler, Müşrikler, Putperestler, Mecusiler, Ateistler, Hıristiyan ve Yahudiler,
irili ufaklı bütün batıl güruhlar
tüm güçleriyle,
teknolojileri, siyasetleri, sanat adı altında ki soytarılıklarıyla
vahşice
kudurmuş köpekler gibi saldırıyor
ve senin adına iyi niyet, hoşgörü naraları atanlar
tüm bunları görmüyor, göremiyor
Yaralı bir ceylan gibi inim inim inlerken sabiler, masumlar, mazlumlar
koyun gibi melemeyi dahi isyan kabul ediyor
melemeden kurban edilmeyi öğütlüyorlar
Sana gül diyorlar ey Nebi!
Gül gibi saf olduğunu söylüyorlar
Haklılar
Gülün dikenine dahi katlanamayanlar
gül ile bülbül ile sanat satıyorlar
Aşk’ı kitaplarda dahi doğru okuyamayanlar aşk’ı anlatıyor
Dünya devasa bir arena oldu ey Rasul!
Tüm insanlık seyirci
Vahşi yaratıkların önüne atılıyor yiğitler
Alkışlar dinmek bilmiyor
İnsan kemiklerinden kuleler oluştu ey Nebi!
Mazlum kanına doydu topraklar
Doymadı alçaklar, doymadı zalimler
Sayın seyirciler! Sayın seyirciler! İyi seyirler, iyi seyirler...
Sana gül diyorlar ey Nebi!
Gül gibi günahsız olduğunu söylüyorlar
Haklılar
Her yerde ismin anılıyor
Süslü tablolarla yüksek yerlere asılıyor
ama kalplere kazınmıyor ey Nebi!
Yüreklere dokunmuyor
Eylemlerin sebebini oluşturmuyor
Herkes senden bahsediyor
Herkes sözde seni çok seviyor
Yazık ki, yolunu takip etmek kimsenin aklına gelmiyor
Vahiyle adım adım, karış karış ördüğün
o kutlu emanete kimse sahip çıkmıyor
Bu ne aşktır ey Nebi, kalplere inmiyor
Bu ne sevgi ey Rasul, kılımızı dahi kıpırdatmıyor
Sana gül diyorlar ey Nebi!
Gül gibi gülüşün olduğunu söylüyorlar
Haklılar
Mazlumlar gülmeden gülmeyeceğini bilmiyorlar
Gerçeğin ta kendisini getirdiğini bile bile
seni rüyalara hapsediyorlar
Sen insanlığı kâbuslardan uyandırmak için geldin
onlar, senin hatıranı hayallere mahkûm ediyor
La İlahe İllallah'a adanmış ömrünü
Muhammmedun Resulullah' ta bütünleşmiş kimliğinin rengini göremiyorlar
Uluslara, ırklara ve hatta kabilelere ayrılıyor
ve adına birlik diyorlar
Önderini unutmuş bir nesil yetişti ey Nebi!
Dilde kalan bir iman
Her şey bir varsayıma dönüştü
İddia edenler çoğaldı
İmanı yaşamak şartı yok artık zihinlerde
Bu korkunç bekleyişte
Bu kıyamet öncesi sarhoş şehirlerde
Sana gül diyorlar ey Nebi
Gülemeyeceğini bile bile
ALPER TUNA
http://m.youtube.com/watch?v=Kcc2vSBuylw
21 Ağustos 2015 Cuma
Sana Gül Diyorlar Ey Rasul!
13 Temmuz 2015 Pazartesi
Tüketim Belasına karşı Sahici bir Dua; Market Duası

"Ya Rabbi;
Ailemin zoruyla dâhil olduğum tüketim yarışının bir ferdi olmaktan aklımı muhafaza et.
'Herkes sepetini doldururken ben bundan geride kalıyorum' eleminden kalbimi halas eyle.
Şu an önünde durduğum tüketimi artırmak için tasarlanmış Marketten nefsimi himaye eyle. İsrafa teşvik eden bu yere istemeyerek sol ayakla giriyorum sağ ayağımla çıkmamı nasip eyle
Küçük esnafı yok edip her şeyi kendi bünyesine alarak canavarlaşmış olandan ailemi gözet.
Asgari ihtiyaç listemin dışında alışveriş etme isteğimin israf olduğu kanaatine eriştir.
Diğer dolu sepetlerin tesiriyle elindekinin azlığıyla gönlü ezilen mağdurları muhafaza buyur.
Lüzumlu olanı alacağım reyonun etrafındaki dolu rafların ayartmasından gözümü sakındır.
Aileme alışveriş ederken ihtiyaç sahiplerini de unutmayıp onları memnun etmeyi nasip eyle.
Tüketerek mesut olunacağını vehmeden nefsimi, paylaşarak hoşnut olmaktan hissedar eyle. 'Kendini iyi hissetmediğinde alışveriş etmelisin' şeytani yönlendirmesinden zihnimi arındır.
Kurban bayramında eti paylaştıklarıma kasap reyonundan alış veriş etme şerefine erdir.
Türlü türlü çukulataları ve şekerleri görünce bunlarla yetimleri bir an sevindirmeyi nasip eyle. İndirim peşinde gün boyu market market gezmeye meyyal nefsime hasta ziyaretini sevdir.
Hafta sonlarının aileme, alışverişi değil ihtiyaç sahipleriyle paylaşımı hatırlatmasını özendir. Bozukluğumla kasa yanındaki ıvır zıvırı almayı değil yetimlere harçlık vermeyi güzel göster.
Yaşlı ve hasta komşuların alışverişini yapıp poşetlerini evlerine teslim etmeye müyesser kıl.
Semt pazarlarının kurulduğu gün marketlerin yaptıkları indirimlere itibar etmeme mani ol.
Vücuduma ve aileme zarar veren şeyleri alıp doktorlara ve ilaçlara muhtaç kalmaktan koru.
Gerekli olmadığı halde kampanyalara kanıp 'yığıp durma' hastalığından nefsimi halas eyle.
İhtiyacımız olmayan ürünleri sırf yanında hediyesi var diye alma ahmaklığından beri eyle.
Tüketimi arttırmak için çalınan müziğin coşkusuyla çılgınca alışverişten nefsimi uzaklaştır.
Girişteki dolaba elimdekileri bırakıp yeni yükler edinme konforuyla aldatılmaktan koru.
Alışveriş sepeti üzerinde gezdirerek bebeklerimizin pirupak fıtratlarını kirletmemizi engelle.
Marketin, kızlarımın masum evcilik oyunlarına sinsice sızmasından muhafaza buyur.
Çocukları markete götürüp tüketim alışkanlığı edindirme aymazlığından cümlemizi beri eyle. Henüz kazanmadığım parayı harcamama sebep olan kredi kartının şerrinden zatına sığınırım. Eşlerimize ve çocuklarımıza ek kart çıkartıp ipin ucunu kaçırmamızı isteyenlere fırsat verme.
Kredi kartıyla tüketince 'bonus' biriktirmenin kazanç değil kayıp olduğunun izanına ulaştır. Slip çektirme kolaylığına kanıp borcunu ödeyemeyince özgürlüğünden olandan haberdar eyle.
Evlere servisin, taşıyamayacağımız kadar alışveriş ettirme tuzağı olduğunun idrakine erdir.
'Tükettiğin kadar medeni ve çağdaşsın' diyen Neoliberal politikaları yerin dibine geçir.
Ekstrede ayrıntısını gördüğüm halde tövbe etmediğim harcama kalemlerinden affına sığınırım
Kapıma bırakılan market broşürlerinin tesiriyle ihtiyaç listemi şişirmekten nefsimi koru. Reklâmlarda aciz gösterilen erkek ve öne çıkarılan kadınla kurulan tuzağın idrakine erdir.
Küsuratlı etiketlere kanıp sanki çok ucuz alıyorum izlenimine kapılma safdilliğinden koru.
Bizleri, yeni bir ürünü tattırmak adına kurulan reyonda doyma kurnazlığından beri eyle.
Tüketmek istediğimde ayaktayken oturmayı, otururken yatıp bu histen kurtulma dirayetine ulaştır.
Her türlü ateşi söndüren 'abdest' almanın içimizdeki israf ateşini söndürmesini nasip eyle.
Âmin…
Şevket HÜNER
İzlenilesi Birkaç Video;
https://vimeo.com/59656117
https://www.youtube.com/watch?v=cxUuU1jwMgM
https://www.youtube.com/watch?v=a_UXmMDPdk8
https://www.youtube.com/watch?v=jzyuze9MgNQ
https://www.youtube.com/watch?v=rt2p4-3VByQ
Tetsuya Ishida 2005 yılında kendisini bir trenin altına atarak intihar etti. Tablolarından kendi yüzünü kullanan sanatçının intihar sebebinin eserlerinden anlayabiliyoruz:
http://www.haberself.com/h/4257/
Bu yazı Çocuklarını Kreş ve bakıcılara teslim etmemiş olan Anne ve Babalar için.
Geleceğin Suçlusu Nasıl Yetiştirilir?
Haber bültenlerinde sıklıkla karşılaştığımız şiddet olayları, özellikle de çocuklara yönelik işlenen suçlar hepimizi derinden üzmektedir. Bu haberleri duymak birçok anne babayı daha tedirgin ve daha kaygılı yapmaktadır. Savunmasız ve masum olan çocuklara karşı bu şekilde davranabilen insanlar nasıl bir psikoloji içinde bu suçları işlemektedir? Hiç merhamet ve suçluluk duygusu hissetmezler mi? Sonrasında vicdan azabı duymazlar mı? Tüm bu sorular suçlunun nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu, nasıl bir ailede ve hangi tutumlarla büyütüldüğünü anlamamızı gerekli kılmaktadır. Özellikle ABD’de yaşanan son çocuk katliamından sonra bu ve benzeri soruları sormak, doğru cevapları bulmamız açısından önemlidir. Pedagoji Derneği olarak bizler, aşağıdaki şartların geleceğin suçlusunun yetişmesine zemin hazırladığını düşünüyoruz. Dolayısı ile çocuk yetiştirirken aşağıdaki tutumlardan kaçındığımızda doğru bir adım atmış olacağımıza inanıyoruz.
Anne Baba Olarak Sürekli Çocuklarınızın Önünde Kavga Edin
Şiddet çoğunlukla öğrenilen bir davranıştır. Aynı zamanda sorun çözme anlamında yanlış öğrenilmiş bir tutumdur. Çocuk anne babasının sorunları nasıl çözdüğünü, birbirine nasıl davrandığını gözlemler. Anne-baba arasındaki şiddeti görerek büyüyen bir çocuk, yüreğinde öfke beslemeyi öğrenecektir. Daha sonra bu öfkeyi kendinden daha küçük ve zayıf olanlara karşı yönlendirecek ve ortaya suçlu bir birey çıkacaktır. Birçok araştırma sonucuna göre evdeki şiddet, televizyonda seyredilen şiddetten daha kalıcı bir öğrenmeye sebep olmaktadır. Bu nedenle geleceğin suçlusunu yetiştirmenin ilk adımı sürekli çocukların önünde kavga etmektir.
Saatlerce Bilgisayarda Şiddet İçerikli Oyunlar Oynamasına İzin Verin
Anne babalar çoğu zaman uslu dursun, fazla yaramazlık yapmasın diye, çocukların bilgisayar karşısında saatler geçirmesine göz yumarlar. Hatta çok küçük yaşlarda bilgisayar kullanmasını öğrendi diye onlarla gurur bile duyarlar. Fakat uzun saatler boyunca bilgisayar karşısında şiddet içerikli oyunlar oynayan çocuklarda, dikkat ve konsantrasyon güçlüklerinin yanısıra kontrolsüz öfke ve hırçınlık nöbetleri de gözlemlenmektedir. Bu oyunlarda adam öldürerek ya da hırsızlık yaparak puan kazanan çocuklar zamanla olumsuz olaylara karşı daha duyarsız ve tepkisiz davranabilmektedirler. Bu nedenle, geleceğin suçlusunu yetiştirmek istiyorsanız, çocuğunuzun şiddet içerikli oyunlar oynamasına öncelikle müsaade edin. “Henüz küçük” bir şey olmaz diyerek, onu destekleyin.
Her Yaptıkları Hatada Dayak Atın
Ceza suçla orantılı ve suça dair olmalıdır. Çayı döken bir çocuğu banyoya kapatmak ya da dayak atmak ona hiç bir şey öğretmez. Çayı döktüğü yeri silmesini söylemek davranış değişikliği için daha iyi bir yoldur. Anne ve babasından sürekli dayak yiyen bir çocuk, öfkeli olmayı öğrenir. Sorunlarını öfkeyle çözmeye çalışır. Çocuğunuzun ileride yakınlarına bağırıp çağırmasını hatta dövmesini istiyorsanız onu döverek eğitmeye devam edin. Küçük sorunları bile dayak atarak çözmeye çalışın. Onu döverken bir yandan da hakaret edin. Bu sayede, şiddeti içselleştirmiş bir bireyi rahatlıkla yetiştirmiş olursunuz.
Sorumluluk Vermeden, Özgüven Vermeye Çalışın
Çocuklar sorumluluk almayı anne-babadan öğrenirler. Küçük yaşlarından itibaren çocuğu adına her işi yapan anne-babalar sorumlu çocuk yetiştiremezler. Bir çocuğa sorumluluk vermeden özgüven vermeye çalışmak ise çocukta yalancı bir benliğin oluşmasına neden olur. Bu yapıldığında, sorumsuz ama kendi bildiğini okuyan bir çocuk yetişebilir. Çocuğunuzu potansiyel bir suçlu olarak yetiştirmek için küçük yaştan itibaren onun yapacağı her işi siz yapın. Ona hiçbir sorumluluk vermeyin. Okula gittiği halde siz yedirin, kıyafetlerini siz giydirin. Unuttuğu ödevleri okula gidip siz alın, hatta ödevlerini de siz yapın. Aşırı koruyucu tutumunuzla alması gereken sorumlulukları hep kendi üzerinize alın. Başkalarına zarar verdiğinde, sonuçlarını yaşamasına izin vermeyin, hiçbir bedel ödememesi için arkasında durun. Ona vurulmadan, önce kendisinin vurmasını öğretin. Ona sürekli her şeyin en iyisini hakettiğini, her şeye hakkı olduğunu söyleyin. Böylelikle kendi ihtiyaçlarının her şeyden önce geldiğini öğrensin. Önce kendini sevmeyi, bencil olmayı öğretin ki, diğer insanları ve onların duygularını göremesin. Böyle yaptığında çocuğunuz kendini hayatının merkezine alacak, önünde duran herkesi ezip geçmeyi marifet sayacaktır.
Empati Kurmayı Öğretmeyin
Çocuklara küçük yaştan itibaren duygularını ifade etmeyi öğretmek, öfke duymalarını azaltacaktır. Doğru ve güzel bir dille ifade edilen duygular yürekte ağırlık yapmaz, öfkeli davranışlara dönüşmez. Kıskandığını, kırıldığını ve kızdığını söyleyebilen çocuk olumsuz duygularıyla başetmeyi daha kolay öğrenir. Arkadaşının ne hissetmiş olabileceğini, ne yaşadığını sormak küçük yaştan itibaren ona diğerini ve onun duygularını farketmeyi öğretir. Çocuğunuzun diğer insanları önemsemeyen bir insan olarak yetişmesini istiyorsanız, ona sadece kendini düşünmeyi öğretin. Kıskandığında, kızdığında onun duygularını yok sayın. Eşyalarını arkadaşları ile paylaştığında “Neden malına sahip çıkmıyorsun?” diyerek kızın. Çiçekleri sulamasına, hayvanlara yem atmasına engel olun. Bu sayede onun duygularını köreltmiş olacaksınız ve o bir başkasına zarar verirken onun çektiği acıdan hiç haberdar bile olmayacak.
Hayvanlara Zarar Verdiğinde Sessiz ve Tepkisiz Kalın
Hayvanlara ve eşyaya bile şefkati ve iyi davranmayı çocuklarına öğretmek her anne-babanın görevlerinden biridir. Çocuklar istemeden, öğrenmek amacıyla bazen hayvanlara zarar verebilirler. Böyle bir durumda canlarının çok acıyıp, korkacaklarını yaşlarına uygun bir dille anlatın. Bunun doğru bir davranış olmadığını söyleyin. Araştırma sonuçlarına göre adi suçlardan yargılanan kişilerin çocukluk yaşlarında çoğunlukla hayvanlara acı çektiren ve bundan zevk alırcasına bu davranışları sürekli tekrarlayan kişiler oldukları görülmüştür. Eğer siz de geleceğin potansiyel suçlusunu yetiştirmek istiyorsanız, çocuğunuzun hayvanlara zarar vermesine göz yumun. Şefkat ve merhamet hislerini köreltin. Evdeki kelebekleri ve canlıları onun gözü önünde çeşitli yöntemlerle öldürün. Acıma ve şefkat göstermeyi ona öğretmeyin.
Özetle Pedagoji Derneği olarak biz diyoruz ki, farkında olmadığımız küçük davranışlar, çocuklarımızı bir suçlu adayı yapabilir. Bugün suça bulaştığını gördüğümüz her yetişkin bir zamanların masum çocuğuydu. Suç oranlarını azaltmanın ve toplumu daha güvenilir kılmanın yolu çocuklarımıza daha doğru yaklaşımlar sergilemekten geçiyor…
http://pedagojidernegi.com/
4 Kasım 2014 Salı
Selam Olsun Kardeş olanlara!
Sen Müslümansan İnsanları çağırdığın yer Kur'an olmalı.Cemaatine,Meşrebine,Grubuna Çağırma!
Kendini Irkınla,Soyunla,Mezhebinle,Memleketinle,Gurubunla,Cemaatinle tanımlama!
[ (İnsanları) Allah'a çağıran, salih amelde bulunan ve “Gerçekten de ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir? ] Fussilet-33
[ Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim'in dininde (de böyleydi). Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size «müslümanlar» adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlânızdır. Ne güzel mevlâdır, ne güzel yardımcıdır! ]
Hac-78
![]() |
Oku: En'am-159, Aliimran-103-104-105,
Rum-31-32, Hücürat-13, Haşr-10
|
(Müslim, îman 93-94. Ayrıca bk.Tirmizî, Et'ime 45, Kıyamet 56; İbni Mace, Mukaddime 9, Edeb 11)
Rabbimiz bize bu ismi verdi ise bu bize şeref olarak yeter.
Şucu, bucu değil sadece müslümanım.
Müslüman olmak bir gruba dahil olmak değil, bir duruşa sahip olamaktır. N.Yıldız
Ne mutlu müslümanım diyip o doğrultuda yaşayana.
Gençlik bir kere yaşanır müslümanca yaşa.
İnsanların birbirine Selam'da (esenlik,saadet,kurtuluş,bereket dileğinde) bulunmadığı şu günlerde,
Selam ve Dua ile...
Kur'an sizi Kurdumu?
Furkandır.(Doğru ile yanlışı, Hak ile batılı, iyi ile kötüyü, faydalı ile zararlıyı, karanlık ile aydınlığı ayıran ölçüdür.)
Nur'dur (Aydınlık, ışıktır. Yolunu aydınlatır, karanlık birşey bırakmaz.)
Beyandır, (Açıklamadır,derstir.)
Zikr'dir.Hak'tır,Ruh'tur,Rahmet'tir,Hidayet'tir.
O anlamak isteyen her yüreğe samimiyetine karşılık açar kendini.
İNSANLARA BU HAKİKATİ HAYKIR!
[Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?]
Kamer-32
[Biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kur'an kıldık.] Zuhruf-3
[Kim Rahman’ın hikmetlerle dolu ders olarak gönderdiği Kur’ân’ı göz ardı ederse, Biz de ona bir şeytan sardırırız; artık o, ona arkadaş olur.] Zuhruf-36
[Doğrusu bu Kuran sana ve ümmetine bir öğüttür, ondan sorumlu tutulacaksınız.] Zuhruf-44
Kur'anı mehcur (terkedilmiş) bırakmayın! Peygamberin Furkan-30'daki şikayetini okuyun.
Oku: İbrahim-52, Aliimran-138
Selam ve Dua ile...
27 Ekim 2014 Pazartesi
Şimdilik Gidiyorum.
Evet Şimdilik Gidiyorum...
Farkında olmadan büyümüşüm ve askerlik yaşım gelmiş. Hem birde 2 sene tecil filan etmişim bir ara.Şimdi Kapitalist sistemin çalışma sisteminden sıkılmış ve bunalmışlığımdan biraz sıyrılıverdim askere gidiyorum. :)
5 Kasım günü Akşam 23'te otobüse bidip Isparta/Merkeze doğru yol alacağım.Birazda askeri sistemden sıkılmak ve bunalmak için. :)
Biraz heyecanlıyım tabi, biraz meraklı, biraz tedirgin, birazda üzüntülüyüm.
Heyecan ve merakım daha önce askere gitmememden :) Yani nasıl bir ortam orası? Anlatılanlar kadar mantıksız mı?
Yaşanmışlıklar olarak değişikmi mi?
Teselli vericilerin söylediği gibi sıradan biryermi gidip göreceğiz bakalım.
Çokmu abartıyorum? İçinizden "bi askere giden senmisin, altı üstü askerlik!" dediğinizi duyuyorum. Öyle ama ne bileyim işte 12 ay aileni ve yaşadığın evi, ortamı geride bırakıp takvanın değil rütbelerin üstün tutulduğu, önce gidenin sonra geleni ezdiği bir yer. Ağzı bozuk, kabasaba, insana saygısı bulunmayanlarla karşılaşmak, yanyana bulunmak hiç istemiyorum.
Şimdilerde Hakkari'de çarşıya çıkan ve heryeriyle "ben askerim" diyen masum kardeşlerimin kafalarına kurşun yiyerek katledildiklerini okuyorum. Gözü dönmüş canilerin hesaplarını Rabbim bozsun! Medyada okuduğum ve dinlediğimde şehid diyorlar.Şehid hayatını imanına şahit kılmış (müslümanca yaşamış) ve o uğurda canını vermiş kimseler olarak bilirim.Biz her ölene şehid diyoruz bu yanlış.Rabbim bilir kimin şehid olup olmadığını.İnsanların dilleriyle şehid demesi önemli değil asıl önemli olan Rabbin şehid kabul etmesidir.İnsallah o masumlar şehiddirler...
Bu gündemde olan ülkemde bende askere gidenlerdenim.
Karşıma iyi insanlar çıksın istiyorum.İnsanlığa karşı ümitlerim hâlâ var, bitmesin istiyorum.Hayırlısı olsun bakalım.Rabbim görelim neyler, neylerse güzel eyler.
24 Ekim 2014 Cuma
Bir şiir yaz bana.. içinde Kudüs olsun…
Doktor! Bırak o elindeki reçeteyi de bana bir şiir yaz...
hayatın içinden bir cümle kur bana, kalbe dokunan bir söz söyle mesela...
Doktor! Hayat üstüme geliyor, içimdeki sancıları tanımla, çocuklarını ısıtamadığı için intihar eden kadını anlat bana…
Doktor! Hayat denilen şeyin ders kitaplarından öğrenilmeyeceğini anlat bana hayat kitaplardaki gibi gitmiyor bunu anlat mesela…
Gerçek olanın kurgulanmış olan değil yüreğimdekiler olduğunu, yüreğimin mevsiminin bütün mevsimlerden üstün olduğunu anlat sonra…
Bana atlaslar gösterip haritalarda adına sınır denilenlerin yalan olduğunu söyle, bütün bunların kurmaca olduğunu, yeryüzünün ALLAH’ın olduğunu anlat...
İnsanların dinine, ırkına, tenine, meşrebine, mezhebine, doğduğu şehrine, siyasi görüşüne İnandığı değerlere göre birbirinden üstünlüklerinin olmadığını anlat sonra, asıl üstünlüğün takvada olduğunu anlat…
Bırak elindeki reçeteyi, bana Kudüs’ü anlat mesela. Saraybosna’yı, Şam’ı, Bağdat’ı, Mekke’yi, Medine’yi, Hicaz’ı, Caharkale’yi...
Anlat buralarda ne yetişir, insanlar ne yer ne içer, denizleri nasıldır, tarihte neler yaşamışlar, çocukları hangi oyunları oynar, anneler hangi ninnileri söyler, genç kızlar ne işler, erkekler ne işe koşar.
Hayata, medeniyete yabancılaşmış insanların, yeryüzüne yabancılaşmış insanların bizim için yaptıkları hesapları anlat sonra, bizim kelimeleri çalanları anlat, medeniyetimizi çalıp bize kendi ucube yaşantılarını medeniyet diye sunanları anlat…
Bir hayatı, bir düşünüşü, bir duyumsamayı, bir hayali, bir rüyayı anlatabileceğin kelimeleri anlat bana doktor…
Bu gürültü çağında susmayı anlat, sessizliğin, sükunetin dingin yanlarını anlat, konuşmaktan çok, düşünen adamları anlat..
Hayatın kalbine soluk soluğa koşmayı anlat cümleleri, kelimeleri ve dahi harfleri anlat elifi anlat be’yi sonra…
kelime kelime anlat hüznü, kederi, bir aşk için dağ delen Ferhat’ı sonra ; ve gece gözlü bir kız için Mecnun olan Kays’ı anlat doktor Malcom'u anlat bana doktor, sonra Harlem’de bir serseriyken nasıl Siyah Müslümanların lideri olduğunu anlat Little’nin nasıl X olduğunu sonra…
Doktor anlat bana, Rachel Corrie’yi anlat Gazze Şeridi’nde buldozerin önüne neden atladığını Ve orada neden can verdiğini…
Doktor kalbimizin sızısını nasıl gidereceğimizi anlat.
Özlediğimiz şehirleri anlat sonra, Kudüs’ü, Meryem’i anlat Yahya’ı Golgotha’yı ve İsa’yı anlat doktor…
Tur dağında kalbimizin aşktan nasıl titrediğini anlat.
Ya da doktor iyisi mi susalım ve iyisi mi reçete yazmayı bırak Bir şiir yaz bana.. içinde Kudüs olsun…
Hikmet KIZIL
hikmetkizil@gmail.com




